"Enter"a basıp içeriğe geçin

Doğancan Ülker Yazılar

Üniversitelerin Uzaktan Eğitimle İmtihanında Yazılım Çözümleri

Hepimizi evlerimize tıkan, hayatı durma noktasına getiren yegane gündemimiz Corona Virüsü sebebiyle alınan önlemler doğrultusunda üniversiteler üç haftalığına tatil edilmişti ve bu süreçte uzaktan eğitim verilmesi üniversitelere salık verilmişti. Dün yapılan açıklamaya göre bahar dönemi boyunca üniversiteler kapalı olacak ve -henüz sınavların nasıl icra edileceği açıklanmasa da- öğrenim sürecinin uzaktan eğitimle yürütülmesi ve senkron şekilde ilerlenmesi (canlı video sınıflar) hedefleniyor. Normal şartlar halinde dahi her üniversitenin sunduğu öğrenimi merkezi bir öğrenim yönetim sistemi (learning management system) ile desteklemesi gerektiğini düşünüyorum ki hali hazırda bazı üniversiteler bunu uygulamakta. Hatta 2016 yılında yazmış olduğum bir makalede açık kaynak kodla dağıtılan ÖYS’ler ile lisanslı satılan ÖYSleri karşılaştırmış ve tercih yapılırken kullanılabilecek kriterleri saptamayı tartışmıştım. Araştırma görevlisi olarak çalışmakta olduğum Marmara Üniversitesi’nde geçişin, muhtemelen…

Macbook mu? Kalsın.

Bu yazıdaki fikirlerim tamamen değişti. Yeni Mac Os Big Sur ile tamamen Apple’a geçtim. Yakında belki bununla ilgili bir şeyler yazarım. Artık internette fotoğrafını bile bulamadığım ilk seri Casper Nirvana ile 2008 yılında ilk laptopuma kavuşmuştum. 2010 yılında kafayı yemesi ve defalarca servis görmesinin ardından garantisi bitmişti ve aşağıda görmüş olduğunuz döneminin ortalama laptoplarından Samsung R525 ile 2014 yılına kadar geldim. Hiçbir zaman bir laptopu 5 sene kullanan insan olamadım ne yazık ki. Bu aletle de performans sorunları yaşayıp kenara attım ama alet hala çalışıyor! Babam aktif olarak kullanıyor kendisini. Gerçekten ömürlük laptop yapmışlar: Akabinde bunu da elden çıkarmamla, o zamanki patronumun da teşvikiyle, henüz yeni açılmış olan Zorlu Apple Store’dan ilk Macbook Air’imi (Macbook Air Early 2014) edindim ve…

Insıde of Bill’s Brain, Bill Gates Büyük Adam mı?

Bir anda yayına girmiş bir haber, sinir bozucu bir Twitter paylaşımı bir insanı zihnimizde kategorize etmeye yetiyor da artıyor. Bir anda kategorize edip belli etiketler eklediğimiz kişiler hakkındaki gerçekleri bilmekten çok uzakken yaptığımız bu hareket kesinlikle normal bir davranış olmamasına rağmen çağımızın normali haline dönüştü. Twitter ‘da her gün bir başkasını linç etmekten ne zaman vazgeçeceğiz bilmiyorum. Bill Gates, Türkiye’de bir çok insan için “saniyede binlerce dolar kazandığı için yere 100 dolar düşürdüğünde eğilip almak için boşa efor sarf eden kişi” goygoyunun içinde hapsolmuş bir kimseden öte değil. Dünyanın farklı yerlerinde de bu algının çok değişik olmadığını, Gates’in kendisine belgesel çektirerek, anca milyarderlerin yapacağı ufak şımarıklıklar şeklindeki klas hareketiyle değiştirmeye çalıştığını görebiliyoruz. Gerçek Bill Gates’i aslında bilmiyoruz. Bu belgeselle bu…

Girişimcilik Sohbetleri

24 Aralık’ta gerçekleşen, aynı zamanda danışmanlığını yürütmekte olduğum, Marmara Üniversitesi Almanca İşletme ve İşletme Enformatiği Kulübü’nün Girişimcilik Sohbetleri etkinliğinde yine meslektaşım ve Koz Oyun kurucu ortağı Onur Erişen ile birlikte davet edildik. Yaklaşık iki saat kadar arkadaşlarımızla soru cevap şeklinde sohbet ettik. Zaten dersler esnasında tarafımızdan çokça monologa maruz kalan öğrencilere tekrar bir sunum yapma fikri çok hoşumuza gitmediği için direk soru-cevap şeklinde yürümesinin daha iyi olacağını düşündük ve nitekim -en azından bana göre- öyle oldu. Genel olarak soruların kalitesinden memnun kaldım, bu sebeple katkı sağlayan ve katılan tüm öğrencilere çok teşekkür ederim. Ağırlıklı olarak aklımda yer eden sorulardan yalnızca birkaçı; şirket kurup kurmamak veya bu işlemin hangi aşamada gerçekleşmesi gerektiği vergiler, zorunluluklar ve fon bulmak yatırım almak, yatırımcı bulmak…

Bir Ajans Yönetirken Kullandığımız Araç ve Teknolojiler

Bir yıldan fazla bir süredir bir ajans ve bir start-up’ı birlikte yürütüyoruz. İki ortak dahil toplamda dört tam zamanlı personelin çalıştığı, dışarıdan birkaç kişi ve kurumun freelancer ya da çözüm ortağı olarak destek olduğu bu yapıda iş akışını, planlamayı, satışı, mali işleri ve müşteri ilişkilerini yürütmek için birçok araç ve teknoloji kullanıyoruz. Bunların sayısının fazlalığı artık midemi bulandırsa da, biri diğerinin bir alternatifi değil ne yazık ki.

Eskiden ofislerde masalar böyle kalabalıktı evet ama belkide kullanılan tek materyal kağıt, klasör ve daktilo idi. Şu anda masamın üzerinde sadece bir adet Macbook Air var ama içerisindeki karmaşa şu fotoğraftakinden çok daha fazla.

Whatsapp

Günümüzün önemli bir kısmı müşterilerle temas halinde geçiyor. Onların soru ve taleplerini cevaplıyoruz. Bunun için başta CRM sistemleri filan hayal etsek de, bu mümkün olmadı. Müşterilerimiz Whatsapp gruplarını tercih ediyor. O yüzden en çok kullandığımız araç Whatsapp ve Whatsapp Business.

Google Docs

Trello filan kullanalım dedik ama hak getire. İnsanlar alışık olduğu arayüzlerden vazgeçmek istemiyor (haksız da değiller). O yüzden iş ve proje takibini belki de dünyanın en ilkel metodu olabilecek şekilde gerçekleştiriyoruz, Google Docs kullanıyoruz. Her müşteriyle paylaşımlı bir döküman üzerinde görevleri yazıyoruz ve bitince yeşile boyuyoruz. Simple!